Yerçekimi ile yaşıyor ve yarışıyoruz

Normal duruşla yaşamımıza devam ederken yer çekiminin bedenimizdeki ‘aşağıya doğru’ olan baskısı, daha hızlı yaşlanmamıza neden oluyor. Omurlar sürekli baskıyla sıkışıp kısalıyor, iç organlar sarkmaya başlıyor. Yerçekimi ters etkisi nedeniyle beyine giden kan azalıyor, hatta damarlar tıkanarak zihinsel fonksiyonların işlemesi tehlikeye bile girebiliyor.Ve yıllar sonra tüm bu deformasyonların sonucu bedenin içindeki ve dışında ki sağlık sorunları ile mücadele ederken hayatının kalitesi düşen mutsuz insanlar.

Düzenli egzersiz ile elde edeceğimiz sağlıklı sapasağlam bir beden bu deformasyonu en aza indirgemenin en etkili yollarından. Şöyle düşünelim ; bir bina inşaa edeceksin. Temeli ne kadar sağlam tutarsan üzerine kat çıkman o kadar kolay. Dışarıdan bakınca o kadar şık bir bina yaptın ki her gören hayran . Ve geldi deprem bu binayı sağlam bi sarstı. Maalesef sen o temeli atarken bu tür tehlikeleri göz ardı etmişsin ve bina hasar aldı. Bu binayı yaparken Japonlar misali gelen sarsıntıyı absorbe edebilecek kadar bir kaygan yüzey ile ( binanın esneme kabiliyeti diyelim ) belki hiç hasar almayacaktın .Hasar alacak olsan bile bunun en asgari şekilde olacağı tartışılmaz. Şimdi bu bina bizim bedenimiz olsun. Temelimiz omurga , çıkılan katlar derin ve yüzeysel kaslar, sağlamlık kas oranımızın yüksek kuvvetli oluşumuz , tehlikelerden korunma yolu ise esnekliğimiz olsun. Ha bu işin birde iç dizaynı var:) Sağlıklı beslenme ve su ile sistemimizi oluşturan her halkanın sağlıklı olup sonra kırılamaz bir zincir oluşturmasını sağlarız. Bu da bedenimizin içten gelen kuvveti demektir. İşte şimdi içerde ve dışarda hem çok sağlam hem de çok şık bir binayı inşaa ettik:) Toplumca az çok bilinçlendik artık bu konuda. Yapılan yararlı ve doğru paylaşımlar sayesinde insanlar daha çok dikkat eder oldu. Sağlıklı bir beden için beslenme , egzersiz ve dinlenme üçgenini daha çok uygular olduk. Uzman diyetisyenlere ve teknik açıdan kendini donatmış kişisel eğitmenlere daha çok danışır olduk. Böylece sağlıklı olayım derken sağlığından olanların sayısı da azalmış oldu.

Şimdi gelelim yerçekiminin bedenimizin aleyhine sundukları ile mücadeleye. Her türlü egzersiz metodundan bir çimdik kullanmak  bu mücadelede elimizi sağlam tutmamızı sağlar.

Ama bizim gizli bir silahımız var;)

Günde birkaç dakika baş aşağı durmak omurgayı esnetip hizaya sokar, yer çekiminin olumsuz etkisini azaltır. Ters duruş omurga diskleri üzerindeki baskıyı azaltarak omurganın yeniden doğru şekillenmesini sağlar. Buna göre, organlar yerlerine yeniden oturuyor, kan akışı kısa süre için baş bölgesine doğru yöneliyor, böylece damarlar üzerindeki baskı hafifliyor, beyne kan akışı hızlanıyor. Beyne ulaşan oksijen ve besin artış ile de ihtiyaç duyduğumuz zihin açıklığı ortaya çıkıyor.

Bedenini ve Kalbini Besle ❤

yerçekimiKalbimiz bütün vücudumuza kan pompalayarak oksijen ve besin taşır, bu arada da toksinlerden temizlenmeyi sağlar. Fakat yerçekimi kanın ayaklarımızdan tekrar kalbimize dönmesini, yani dönüş yolu faaliyetini güçleştirir. Vücudu arındırıcı lenf sistemi kalp gibi pompa görevi görmez, bütün vücutta dolaşarak atıkları hücrelerden çekip vücudun dışına atmayı sağlayan lenf sıvısı, adele hareketine ve yerçekimine bağlı çalışır. Yerçekiminin olumsuz etkilerini azaltan baş aşağı durma hareketi, kalbe ve lenflere bir mola verdirerek bütün vücutta oksijen ve besince zengin taze kanın dolaşımını ve hücrelere ulaşımını hızlandırır, atıklardan temizlenmesini sağlar.

Yerçekimi dediğimiz artı ve eksileri ile bize hayatı sunmaya devam ederken kaçınılmaz tek  gerçek  ondan kaçış yok:) Sağlıklı bir omurga ve beden  ile kalkanlarımızı sağlamlaştırıp gelecek günlere kendimizi hazırlamak gerek. Unutmamalı ki bizler  “yaşlanmamak için değil ,sağlıklı yaşlanmak için” sporu yaşam stili haline getirmeliyiz… Hem kendimiz için hem de sevdiklerimizle daha nice güzel günlerde beraber olmak için bedenimize çok iyi bakalım. Çünkü yaşayacağımız tek yer orası.Sağlık sıhhat olsun…